Her seneye Bir seçim!

Sayın Baykal, enteresan ve bir o kadar da tutarsız çıkışlar yaparak bizleri  şaşırtmaya devam ediyor. Gerçi bu çıkışlar toplum nezdinde “istihza” ile karışık bir gülüş olarak karşılık bulsa  da yine de hoşumuza gitmiyor değil.

 

Laikliğin yılmaz bekçisi olduğunu söyleyegelmiş, bütün siyasi hamlelerini sorgulanmaz laiklik düşüncesi üzerinden yapmış ve türbanı hem siyasi bir simge ilan edip, hem de onu din ve devlet işlerini düzenleyen laiklik ilkesine aykırı bulduğu gerekçesiyle istememek gibi absürt bir düşünceyi savunmuş Baykal’ın; üstüne üstlük “çarşaf” a sahiplenmesi nasıl şaşırtmasın bizi. Sadece bizleri değil, kendi taraftarlarını bile şoka sokmuş olsa gerek ki, dün “türbanı serbest bırakırsak çarşaflı peçeli insanlar da girebilir üniversiteye”  bahanesini savunanlar bugün “Allah Allah, demek çarşaf bizim kültürümüzmüş, çok özür dileriz” noktasına geldiler.

 

Güzel, çok güzel gelişmeler de bir gariplik var bu işte. Muhafazakar, liberal ya da sağ kesimin senelerdir anlatmaya çalıştığı, ama bir türlü anlatamadığı laiklik anlayışını; bugün Sayın Baykal’ın “Laiklik kıyafete indirgenemez” diye, sanki senelerdir böyle düşünüyormuşcasına ve  adeta ders verir gibi dile getirmesi çok tuhaf değil mi?

 

Gariplik bununla da sınırlı değil. Sayın Baykal’ın anlayışına göre, Türban dış kökenliymiş, dini değilmiş; ama çarşaf Anadolu kültürünün bir değeriymiş. O zaman bütün Ortadoğu coğrafyası bizim kültürümüzü mü yaşatıyor şu anda? Ayrıca “Kadınlarımızın tercih ettikleri biçimde tek başına takması laiklik tehditi değildir. Her insanın kılığı kıyafeti bir tercihinin sonucudur.” diyen bir Baykal’ın, kıyafetleri “sen bizdensin, sen değilsin” şeklinde  ayrıca bir tasnife tutması da tutarsızlık değil mi?

 

Neyse , biz yine de “buna da şükür” diyelim. Kırk yılın başı Sayın Baykal’ı özgürlükçü bulmuşken, bu tablonun biraz tadını çıkaralım. Her ne kadar  tutarsız olsa da, yine de açılım açılımdır. Sevindik, devamını bekleriz.. Ama şunu da söylemeden edemeyeceğim. Acaba solun giderek eridiğinin farkında olan Baykal, sağ kesimden oy koparmanın mı gayretindedir? Eğer böyle düşünüyorsa, ki kuvvetle muhtemel olan hesap bu;  Sayın Baykal’ın edindiği siyasi tecrübeye acımaktan başka yapacak bir şey yok.

 

Sayın Baykal’ı böyle özgürlükçü ve açılımcı yapan şey seçimse, demek ki bizim demokratikleşmemiz için ne Avrupa Birliği gerek, ne de başka bir şey. Bize gereken şey, her seneye bir seçim…

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !