ODAK?

İşte yine "bu kadarı da ancak Türkiye'de olur" dedirtecek bir süreç başladı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı iktidar partisinin laiklik karşıtı eylemlerin "odağı" haline geldiğini iddia ederek Ak Parti'nin kapatılması için Anayasa Mahkemesine başvurdu. Türk demokrasinin ilerleyişine yine ve yeni bir darbe vuruldu ne yazık ki...

 

Burada artık bütün aydınımızın hiç çekinmeden ve cesurca bazı konuları tartışmaya başlamasının zamanı geldiğini belirtmek istiyorum. Türkiye'deki hukuk sisteminin bozukluklarını, Türkiyedeki Anayasa yargısının bozukluğunu, yasama'nın yargı karşısındaki ezikliğini, ve "egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ülküsünün ne kadar içinin boşaltıldığını avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum.

 

Evet, Türkiyede'ki yargı bağımsız olabilir, ama tarafsız değil. "Yargı siyasallaşıyor" diye etekleri tutuşanlar, aslında bu zamana bellli bir ideoloji tarafından çoktan siyasallaştırılmış yargının, başka siyasal düşüncedeki insanların eline geçmesi korkusundan öfkelenmektedir.

Bugün kendini Atatürkçü ilan eden elitist zihniyet, aslında ne Atatürk'ün laiklik anlayışından, ne çağdaşlık anlayışından ne de demokrasi anlayışından nasibini alamamış bir avuç zavallıdan ibaret benim gözümde. Eğer biraz zahmete katlanıp o dönemde Atatürk'ün ortaya koyduğu sistemi anlamaya çalışsalar, kendilerinin ne demokrat ne de laik olmadıklarını görecekler. Atatürkün kurduğu Cumhuriyetin Anayasasında 3. madde "Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir" ibaresi vardır. Ve ne kadar enteresandır ki bu madde daha sonra 1960 anayasasında "4." maddeye geçirilir ve bundan sonraki adımda da Anayasa'nın ilk "3" maddesi değiştirilmezleşir. Atatürk'ün Anayasasında parlementonun üstünde bir kudret yoktur. Atatürk milletine güvenmiş ve ne yaptıysa milletiyle birlikte ve onun gücünden güç almayı kendine prensip ederek yapmıştır.

 

Bugün Yasama'nın Türkiye Cumhuriyetine zarar verebileceğini iddia edenler, temelde o iktidarı parlementoya getiren millete güvenmemektedir. Milleti hala cahil, birşeyden anlamaz, "bir çuval kömür'e oyunu satacak" kadar basiretsiz görenler, bu yüzden demokrasinin güçlenişinden rahatsız olmaktadırlar. Halk gücünü alsanız bile her istediğinizi yapamazsınız mesajı verenler, bu zamana kadar yakasına Atatürk rozeti takınca Atatürkçü olduğunu ve bunu da insanların yuttuğunu zannedenler, bu zamana kadar demokrat kesilip de şu son günlerde demokrasi söyleminden rahatsız olmaya başlayanlar; artık elde ettikleri saltanatın sona ermeye başlamasından duydukları panik nedeniyle demokratik işleyişi sekteye uğratmaya elbette ki çalışacaklar.

 

Artık ne laiklik bekçisi rollerini, ne de cumhuriyetçi söylemlerini kendilerinden başka kimse samimi bulmamaktadır. Zira siyasallaşmış yargı mensuplarının bir çoğu laikliğin ne olduğu konusunda bile tutarıbir fikre sahip değiller. Dini özgürlükleri genişletmeyi laiklik karşıtlığı olarak gören zihniyetlerin laikliği bildiğini nasıl söyleriz. Benim laiklik anlayışıma göre bugün laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline gelen kurumlar, bizatihi bu konuda aleyhte beyanatta bulunan yargı mensupları, rektörler ve chp' den ibarettir.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !